Lessons in Chemistry (2023)
Film Özeti
“Lessons in Chemistry”, 1950’li yılların kasvetli atmosferine dalış yaparak, güçlü bir kadın karakterin hikayesini anlatıyor. Elizabeth Zott, bir bilim insanı olmak için yola çıkıyor. Ama toplum ona “Yok canım, kadın evde oturur!” diyor. Vallahi işin içinden çıkmak zor olacak gibi… Hayallerinin peşinden koşarken, Elizabeth’in karşısına çıkan engeller, kadınların cinsiyetleri nedeniyle maruz kaldıkları baskıyı gözler önüne seriyor.
Bri Larson’un hayat verdiği Elizabeth, sanki dış dünyadan bir adım daha ileri gitmek için çırpınıyor. Ama neredeyse çaresiz kalmış durumda… Çok geçmeden, bir televizyon yemek programında iş buluyor. Tamam, başlangıçta belki beklediğimiz gibi değil ama izleyenlere, ülkenin göz ardı edilmiş ev kadınlarına sadece yemek tarifleri vermenin ötesinde bir şey sunmayı hedefliyor. “Mutfakta nasıl daha iyi olunur?” sorusundan çok, kadınlara kendi potansiyellerini keşfetmenin yollarını göstermeyi amaçlıyor.
Senaryonun derinliği, izleyiciyi düşündürmeye itiyor. Elizabeth’in yaşadığı zorluklar, yalnızca onun hikayesiyle sınırlı kalmıyor; izleyiciler, tüm bir neslin yaşadığı benzeri zorlukları hissedebiliyor. Aja Naomi King, Lewis Pullman gibi diğer oyuncular da bu dramaya katılarak, karakterlerin yaşantılarına renk katıyor. Her biri, izleyiciyle bardaktan su gibi akıp giden bir bağ kuruyor.
Dediğim gibi, “Lessons in Chemistry” izleyicilere sadece 1950’lerin derinliklerini sunmakla kalmıyor; aynı zamanda, her bir karakterin mücadelesi aracılığıyla, cesaretin ve azmin ne demek olduğunu anlatmak için sahne alıyor. Elizabeth, aslında bize bir ders vermek istiyor… Her zorluğun arkasında bir umut olduğunu. Özgürlüğü ve başarıyı ele geçirmek için savaşan güçlü bir kadın hikayesi arıyorsanız, bu film kesinlikle radarınızda olmalı. Renkli, duygusal ve son derece ilham verici bir yolculuk…
1 Yorum
Kadın gücünü ve azmini etkileyici bir şekilde anlatıyor. Harika!