House of Cards (2013)
Film Özeti
“House of Cards”, politik dünyanın çirkin yüzünü, güç peşindeki bir adamın karanlık yolculuğunu gözler önüne seriyor. Başrolünde Kevin Spacey’nin Francis Underwood karakteri ile hayat bulduğu dizi, adeta bir güç mücadelesinin, entrikanın ve hırsın pelesengi. Öyle bir dünya ki… Beyaz Saray’ın koridorlarında dönüp dolaşan stratejiler, herkesin yüzünde sahte gülümsemelerle gizlenmiş, hayali dostluklarla dolu. Francis, artık başkanlık koltuğuna oturmayı hedefliyor. Ama bunun için ne tür yollara başvuracağını biliyor; kendi kurduğu iskambil kağıdı evini yıkmadan yükseltmek zorunda.
Dizinin kalbinde yer alan Claire karakteri, Robin Wright’ın muhteşem oyunculuğu ile hayat buluyor. Claire, eşinin yanında, kendi hırslarıyla dolup taşıyor. Hem akıl hocası, hem de en büyük rakibi. Birbirlerine ne kadar tutunmaya çalışsalar da, her an bir başka stratejinin baş aktörleri olmuş durumdalar. Yani bu ikilinin arasındaki ilişki, sadece zamansal değil, aynı zamanda ruhsal bir sınav da… Harbiden, birbirlerine olan bağlılıkları ne kadar güçlü olursa olsun, hırsları her şeyin önüne geçiyor.
Dizinin sıradışı atmosferi, yapımcı David Fincher’ın özgün dokunuşlarıyla bir araya geliyor. Hızla gelişen olaylar, izleyiciyi kenara oturtuyor… Her bölüm, dolu bir kaset gibi sarılıp sarılıp bir kenara itiliyor, izleyici: “N’olacak şimdi?” diye merakla karelerin arkasında kalıyor. Michel Dobbs’un kaleminden çıkma bu öykü, sadece Amerika’ya değil, tüm dünyaya dair bir mesaj taşıyor.
Herkesin içinde birazcık da olsa bir Francis olduğuna, iktidar hırsının kaçınılmaz bir tutku olduğuna dair bir anlatım sunuyor. Anlayacağınız, ”House of Cards” sadece bir dizi değil; tehditlerle dolu bir oyun… Ve bu oyunun içindeki karakterlerin yaşamları, derin karanlıklarla dolu. Of ya… Merakla bekleyenleri, puslu bir oyuna davet ediyor.
Yorumlar