High Life (2018)
Film Özeti
High Life, 2018 yapımı bir başyapıt. Yönetmen Claire Denis’in elinden çıkan bu film, uzayda geçen bir hikâye ile insan ruhunun derinliklerine iniyor. En baştan, sanki içine çekiyor. Robert Pattinson’ın canlandırdığı Monte, bir grup mahkumla birlikte tehlikeli bir görevi üstleniyor. Ama bu sadece bir görev değil… Hayatta kalmanın ve insanlığın devamını sağlama çabasının zorlu bir sınavı.
Uzay gemisinin tahakkümüne girmiş suçlular, içindeki kaos ve belirsizlikle yüzleşmek zorunda. Özellikle de karanlık ve gizem dolu bir doktor (Juliette Binoche), hayatta kalanları belirlerken… Her anı bir gerilim filmi gibi hissediliyor. “Kozmik bir fırtına?” demeyin, o fırtına her an gelebilir ve hayatınızdaki her şey değişebilir. Yukarıda neler olduğuna dair pek çok sır var. Monte, küçük kızıyla birlikte, belirsizliklerin ve tehlikenin pençesinde var olmaya çalışıyor.
Her ne kadar dertler içinde kıvransalar da, insan ilişkileri ve duygusal bağlar, uzayın soğuk ve uzak atmosferinde bile parlamayı başarıyor. Gözlerindeki o umutsuzluk ve aynı zamanda umut… Hayatta kalma mücadelesi verirken, bir yandan da insan olmanın anlamını sorguluyorlar. Vallahi, bir yerde bir köşede durup düşünmeye sevk ediyor.
Şimdi düşünün, bir kara deliğe doğru sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalırken insanın içindeki o derin korku… Monte ve kızı, bu tehlikenin peşinden koşarken, birçok durumla yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Ölüm ve yaşam arasında ince bir ipte yürürken, hayatta kalma arzusu, duygusal travmalarla harmanlanıyor.
High Life, sadece bir bilim kurgu filmi değil; sevgi, kayıp, umut ve hayatta kalma ile iç içe geçmiş, derin bir drama… Seyirciyi düşündürten, tartıştıran ve belki de kendi varoluşunu sorgulatan bir deneyim. Hem görsel bir şölen hem de duygusal bir yolculuk… Hazır mısınız?
1 Yorum
Derin bir evrensel sorgulama sunuyor.