Hanging Rock'ta Piknik (1975)
Film Özeti
Yıl 1900… Avustralya’nın büyüleyici manzaralarına sahip olan Hanging Rock’ta, elit bir kız okulunun öğrencileri sevgililer günü için unutulmaz bir geziye çıkıyor. Havada, heyecan, neşe ve biraz da merak var. Ancak bu güzel görünüm, çarpıcı bir gizemle gölgeleniyor. Dört kişi, üç öğrenci ve bir öğretmen, bu dağlık alanın derinliklerine doğru yol alırken sanki bilinmeyen bir güç tarafından çekiliyorlar… Vallahi, işte burada her şey değişiyor!
Evet, sizinle umutsuzca kaybolan bu dört kahraman için herkes seferber oluyor. Arkadaşları, okuldaki diğerler, hatta yerel halk… Ama ne yazık ki, onların izini sürmek, o kadar kolay olmuyor. Geçen her dakika, kaybolanların hayatla bağlarını biraz daha koparıyor. Bir süre sonra, kaybolanlardan biri geri dönüyor fakat yaşadığı dehşet verici olayları hatırlayamıyor… Ne oldu o kızlara? Bunu izleyiciye bırakıyor Peter Weir.
Film, sadece kaybolan gençler üzerinden değil, toplumun bu kayboluştan nasıl etkilendiğini de derinlikli bir biçimde işliyor. Zengin karakterlerle dolu; Rachel Roberts, Vivean Gray ve Helen Morse’un birbirinden etkileyici performansları ile film, sıradan bir gerilim hikayesini çok daha öteye taşıyor. İzleyici, unutulmaz bir deneyimle karşı karşıya kalıyor; gizem, gerilim, belirsizlik hepsi bir arada… Of ya, izlerken insanı gerçekten içine çekiyor.
Picnic at Hanging Rock, sinemanın doruk noktalarından biri… Hem sanatsal anlamda hem de dönemin sosyal yapısını yansıtan bir öykü olarak uluslararası alanda önemli bir yere sahip. Yani, sadece bir film değil, görselliği ve anlatımıyla başlı başına bir deneyim. Kayıp kırılmalarının ardında yatan sır, bir daha asla unutulmaz; bu sır, günümüzde bile peşinizi bırakmayacak gibi duruyor…
Yorumlar