Gypsy (2017)
Film Özeti
Jean Holloway, hayatı dolu dolu yaşayan, başarılı bir psikolog. Kocası Michael ve tatlı kızları Dolly ile birlikte sakin bir hayat sürüyor. Her şey yolunda gibi görünse de… içindeki boşluk, bir şeylerin eksik olduğu hissi giderek büyüyor. Geçmişin izlerini gizlerken, fotoğraflardaki gülümsemelerin ardına saklanan karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda kalıyor. Jean, hastalarının hayatlarına dokunmayı seviyor. Ama işte burada bir şeyler ters gidiyor… Hastalarını manipüle etme ihtiyacı, onu hem bir kurtarıcı hem de bir canavara dönüştürüyor.
Düşünsene, bir gün hastanın hayatını değiştirmek için onunla birlikte en yakınına sızıyorsun. Bu, adeta bir pençeye dönüşüyor. Evet, hani bazı sınırlar var ya… Jean, bunları sarsarak yeni bir yolculuğa çıkıyor. Kim bilir, belki de kendini bulmaya çalıştığı bir serüven bu. Naomi Watts’ın muhteşem performansıyla canlandırdığı Jean, herkesin hayatına müdahale ederken kendi hayatını kaybettiğini fark ediyor. Ne kadar ilerleyebilirim ki diye düşünmeden edemiyor…
Netflix’in dikkat çeken yapımlarından biri olan “Gypsy”, izleyenlerine psikolojik bir derinlik sunuyor. Şu an belki de başkalarının yaşamlarına müdahale etmek, Jean için bir tatmin kaynağı. Ama sonuçların nereye varacağı… çoğu zaman beklenmedik, sürprizlere açık. Olaylar, sırların birbirine dolanmasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Gerçekler ve yalanlar arasındaki ince çizgide yürürken, Jean için özgürlük mü yoksa bir tuzak mı?
Çünkü en derindeki sırların bile bir bedeli var. Duygu dolu sahnelerin yanı sıra, “Gypsy” bizleri ilişkilerin karmaşık dinamiklerine, insanlar arasındaki bağın ne denli kırılgan olabileceğine götürüyor. İzlerken, harbiden düşündürüyor. Bu dizi, Karen Horney’in düşüncelerini bir nebze sorgularken, insanın kendinin de en büyük düşmanı olabileceğini gösteriyor. Jean’ı izlerken, bir an bile kendinizi kaybetmemeniz zor…
Yorumlar