Güneşi Görmeseydim (2025) Fragman
Film Özeti
Zhou Pin-yu, hapishanedeki bir seri katille yapacağı röportaj için yola çıkarken içinde bir heyecan var. Bir yandan böyle bir adamla karşılaşmanın korkusu, diğer yandan gizemli geçmişin açığa çıkma ihtimali… Gerçekten de, hani bir şeyler hissettiğimizde, içimizde bir şeylerin kıpırdadığı o an vardır ya… İşte tam öyle bir şey. Güneşi Görmeseydim, bu sıradışı karşılaşmanın tetiklediği olaylarla dolup taşan bir hikaye sunuyor.
Film, Chi-Feng Chien ve Chi-Cheng Chian’ın ortak yönetimliğiyle şekilleniyor. Ne yalan söyleyeyim, Tseng Jing-Hua’nın performansı gerçekten akıllara zarar. Hani bir karakter var ya, içinde derin bir çalkantıyla yürüyen, hem cesur hem de korkak. İşte o karakteri, harbiden çok iyi canlandırıyor. Moon Lee ve Lyan Cheng de filmde müthiş bir uyum yakalamış. Onların arasında geçen diyaloglar, biraz tuhaf ama bir o kadar da etkileyici.
Zhou’nun bu röportajındaki gerilim, çok geçmeden geçmişle olan bağlarını sorgulamasına neden oluyor. Duygusal olarak sarsan sahnelerle dolu bu yolculukta, izleyiciyi sıkı sıkı saran bir atmosfer var. Film, sıradan bir suç draması olmanın çok ötesine gidiyor. Zamanla kaybolmuş anılar, açığa çıkan sırlar… Of ya, bunlar insanı nasıl da içine çekiyor.
“Geçmiş, günümüzü nasıl şekillendirir?” sorusu, filmin temelini oluşturuyor. Ve bu soruyu sonuna kadar sorgularken, izleyici de kendi düşüncelerinde kayboluyor. Nihayetinde, “güneşi görmemek” sadece bir ifade değil; geçmişin karanlık dehlizlerine bir yolculuk. Sonuç olarak, Güneşi Görmeseydim filminde herkesin kaybedebileceği bir şeyler var. Ve bunu keşfetmek için hazır olun!
Yorumlar