Georgia Yasası (2007)
Film Özeti
Hayat her zaman önceden planladığımız gibi gitmiyor. “Georgia Yasası”, 2007 yapımıyla bu gerçeği gözler önüne seriyor. Yönetmen Garry Marshall, bizi asi genç kız Rachel’ın dünya ile olan savaşına tanıklık etmeye davet ediyor. Rachel, hayatından bıkmış, kurallara karşı koyan ve içindeki kızgınlığı dışa vurmak için her yolu deneyen bir genç. Küfürler savururken, çığlıklar atarken ya da içki içerken, aslında kendini kaybettiğini hiç umursamıyor. Her şey bir kaza ile değişiyor… Yine bir kuralı çiğneyen Rachel, hayatının sınırlarıyla karşı karşıya kalıyor.
Rachel’ın annesi Lilly, bu zor dönemlerin sona ermesini umarak, evlat sevgisi ile dolup taştığı halde ne yapacağını bilemiyor. Bir yanda acımasız bir gerçeklik, diğer yanda anne-kız ilişkisi. Sonunda, Lilly’nin hiç dönmeyeceğine yemin ettiği Idaho’daki annesinin evine gitmekten başka çareleri kalmıyor. Ama orası, belki de Rachel için bir hapishane ya da yeni bir başlangıç noktası mı? Hemen ardında, geriye dönülmez bir yolculuk başlıyor. Vallahi, kim bilir?
Felicity Huffman ve Dermot Mulroney gibi isimlerin de oyuncu kadrosunda yer aldığı bu yapım, sadece bir genç kızın isyanını değil, aynı zamanda bir annenin sarsılmaz sevgisini de yansıtıyor. İkisi de birbirinden farklı ama bir o kadar da benzer yaşam mücadeleleri veriyor. Rachel ile Lilly’nin dinamikleri, çoğu izleyicinin kendi hikayelerine bir ayna tutuyor.
Georgia’nın yası var; ama bunun ötesinde bir yaşam mücadelesi var. Hayatın zorlukları, toplumsal normlar ve annelik duygusu; hepsi bu filme damgasını vuruyor. Rachel’ın isyanı ve Lilly’nin çaresizliği, izleyiciye derin bir empati duygusu hissettiriyor. Hüzünlü ama bir o kadar da umut dolu bir yolculuğa hazır olun. Gerçekten de, bazen aradığımız yer tam olarak kaybolduğumuz noktadır…
1 Yorum
Rachel ve Lilly’nin hikayesi, derin bir empatiyle dolu.