Gayet Janet (2024)
Film Özeti
Düşleyin… 1991 yazı, Batı Massachusetts’in gizli köşeleri… 11 yaşındaki Lacy, bir yandan kendi hayal gücünde kaybolurken, bir yandan da annesi Janet’ın (Julianne Nicholson) sıcaklığında büyümeye çalışıyor. O yaz, sıcak günlerin ve uzun gecelerin getirdiği karmaşa içinde zamanın nasıl geçtiğini çoğu zaman fark edemediği bir dönem… Ama hayat, beklenmedik anların sumağıyla taşınan bir yolculuk belki de. Janet’ın etrafında dönen bir dünyada, Lacy’nin yalnız kaldığı anlar, hayal gücünün derinliklerine gizlice açılan kapılara dönüşüyor. Bu içsel dünya; süslü hayaller, tatlı anılar ve bir o kadar da hüsranlarla dolu… Hmm, düşünsenize, bir çocuğun yaşadığı duyguların karmaşası her dem dış dünyaya akmayı istemiş gibi. Üstelik üç ziyaretçiyi de yanlarında getirerek. Kim bilir, belki de bu hayat yolculuğunda Lacy’nin kaybolmuş yanını bulmasına yardımcı olurlar.
Annie Baker’ın ilk uzun metrajlı filmi olan “Gayet Janet”, Pulitzer ödüllü yazarı olduğu için zaten bir merak uyandırıyor, değil mi? Lacy’nin gözünden annesine duyduğu karmaşık duyguları ustalıkla yansıtması ise harbiden etkileyici. Sanki Lacy’nin kaybolmuş hayalleri, Janet’ın gizemli doğasıyla buluşarak, izleyicilere unutulmaz bir hikaye anlatıyor. Hani bazı filmler vardır ya, izlerken sizi bambaşka bir dünyaya götürür, işte bu da o filmlerden biri. Lacy’nin masumiyeti ve Janet’ın büyülü atmosferi, adeta izleyiciyi sarmalıyor ve her duygunun derinliklerine indirgiyor. Gözyaşları ile gülümsemelerin iç içe geçtiği bu filmde, yalnızlık ile bağlılık arasında gidip gelen hisler, herkesin bir yerlerinde bulabileceği bir hikaye sunuyor. Drama tadında ince bir doku, keskin bir dokunuş… “Gayet Janet” daha şimdiden meraklı gözlerin üzerine çekilmiş durumda. İzlemeye değer, şüphesiz.
Yorumlar