Garsoniyer (1960)
Film Özeti
Garsoniyer (1960), hayatının tam ortasında kaybolmuş bir adamın, aşk ve kariyer arasında sıkışıp kalmış komik ve bir o kadar da dokunaklı hikayesini anlatıyor. Billy Wilder’ın ustalıkla yönetip hayat verdiği bu unutulmaz filmde, Jack Lemmon, büyük bir şirkette çalışan sıradan bir adam olan C.C. Baxter’ı canlandırıyor. Baxter, patronunun gözünde yükselebilmek için hayatına biraz da karabiber katıyor; evini, iş yerindeki ilişkilere hizmet eden bir garsoniyer haline getiriyor… Of ya, böyle bir durumu kim hayal edebilirdi ki?
Filmin odak noktası, Baxter’ın patronunun metresi Fran’la (Shirley MacLaine) olan ilişkisinde gizleniyor. Baxter, Fran’a aşık. Ama bu aşk, çoğu zaman bir muamma. Kadının duygularını sorgularken, bir yandan da patronun ondan yararlandığı bu gizli yaşamı sürdürmek zorunda… Gerçekten de o kadar aşk dolu bir hayatta, bir de aldatmacalara maruz kalmak nasıl bir his? Her bir sahne, izleyiciyi güldürürken düşündürüyor.
İlişkileri ve iş hayatını alt üst eden Baxter’ın yaşamı, aynı zamanda insanın kendine ve başkalarına karşı olan sorumluluklarını sorgulamasına yol açıyor. Ne yalan söyleyeyim, insanı bazen tutkularının esiri olduğunu hissettiren bir film… Baxter, sonunda kalbinde gerçek aşkı bulabilir mi? Bu süreçte, kaybetme korkusu onu nasıl etkiler? Hayatın getirisi olan komik anekdotlar ve beklenmedik dönüşlerle dolu Garsoniyer, hüzünle gülümsemenin mükemmel bir örneğini sergiliyor.
Şimdi düşünün, sevdiğiniz kişi için ne kadar ileri gidebilirsiniz? Cevabı belki de bu filmde bulacaksınız. Baxter ve Fran’ın ilişkisi üzerine düşüneceğiniz her sahne, sizi bir adım daha geriye çekecek. Harbiden izlemeye değer!
Yorumlar