Floransa Canavarı (2025)
Film Özeti
Yazdığı senaryolarla sıklıkla dikkat çeken yönetmen Stefano Sollima, “Floransa Canavarı” filminde bizi adeta bir gerilim labirentinde dolaştırıyor. Floransa’nın büyüleyici güzellikleriyle karşımıza çıkan gişelerdeki bu yapım, şehirdeki çiftlerin hedef alındığı bir katilin dehşet saçtığı bir dönemi gözler önüne seriyor. 1968’de işlenen bir cinayet etrafında dönen hikaye, günümüze de sızan karanlık bir miras gibi.
Marco Bullitta, Valentino Mannias, Francesca Olia gibi yetenekli isimlerin performansları kesinlikle izleyiciyi ekrana kilitleyecek. Özellikle Bullitta’nın karakterinin, izleyicinin içine düştüğü farklı ruh hallerini başarıyla yansıttığı görülüyor. Bazen umut, bazen hüzün… Ya da belki hepsi bir arada. Harbiden, bazı sahnelerde derin bir nefes almadan izlemek zor; duygusal yoğunluk tavan yapıyor.
Film, sadece bir seri katil hikayesinden ibaret değil. Zalimsizliğin, aşkın ve kaybın iç içe geçtiği bir anlatım sunuyor. Yani, bir yandan gerilim yaşarken diğer yandan insanın iç dünyasına dair de pek çok şey bulabiliyoruz. Valentino Mannias’ın canlandırdığı dedektifin, Floransa Canavarı’nın peşinde koşarken yaşadığı içsel çatışmalar… Off, insanı öyle etkiliyor ki, dedektifle birlikte biz de karanlık sokaklarda dolanıyoruz.
Floransa’nın tarihi dokusunun arka planında geçen bu öykü, izleyici için adeta bir zaman yolculuğuna dönüşüyor. Umut, yasak aşk, ihanet… Bütün bu karmaşanın içinde, her sahnede biraz daha derinleşiyoruz. Tabii bazı sahnelerde dönüp tahminler yapmak da ayrı bir keyif. Film, keşfettikçe daha çok soru sormanıza neden oluyor. Acaba kurbanların ardındaki sır perdesini zorlayıp açabilecek miyiz? Belki de ‘Floransa Canavarı’ diye anılan dehşetin gerçek yüzüyle yüzleşmek zorundayız.
Kısacası, “Floransa Canavarı” sadece bir korku filmi değil; insan ruhunun karanlık yanlarını keşfetmemizi sağlayan bir yolculuk gibi… Bu efsanevi şehirde geçen korkunç hikayeler sizleri bekliyor. Kaçırmayın!
Yorumlar