Erkekler Ağlamaz (1999)
Film Özeti
Nebraska’nın küçük bir kasabası Falls, sıradan görünümünün ardında bir fırtına barındırıyordu. Bu sıradanlık, Brandon Teena’nın (Hilary Swank) gelişiyle birlikte bozuldu. Genç bir adam olarak tanıtılan Brandon, dış görünüşüyle toplumsal normların sınırlarını zorlamayı başarırken, kasabanın tüm kadınlarının ilgi odağı haline gelmişti. Karizmatik bir çekiciliği olsa da, kalbinin derinliklerinde sakladığı bir sır vardı. O da ne? Herkesin sandığı gibi bir erkek değildi…
Brandon’ın hayatı, cesaretiyle olduğu kadar kaybettiği her şeyle de doluydu. Kimi zaman bir hayalperest, kimi zaman çaresiz sevgilisine duyduğu aşkla yanıyordu. Yeni sevgilisi Lana, onu koruma içgüdüsü üzerinden ilişkiye yeni bir boyut kazandırıyordu. Ama her şey, Brandon’ın gerçek kimliği ve bunun sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalmasıyla altüst oldu. Arkadaşları John ile kadınların gözü önünde yaşanan hatalar, hikayenin karanlık yüzünü açığa çıkardı ve sonuçlarını hepimiz biliyoruz…
Eğer Brandon Teena, sırf aşkı yüzünden hapsolduğu kimlik krizinin pençesinde yaşamak zorundaysa, bunun bedeli çok ağır oldu! Sonunda, trajedinin gölgesinde şekillenen bir hayat mücadelesinin öyküsü, izleyenlerle buluşuyor. Brandon, bir yandan yüzden bir özgürlük arzusu taşırken, diğer yandan toplumun acımasız yargısıyla yüzleşmek zorunda kaldı. “Erkekler Ağlamaz”, bu çarpıcı ve can yakıcı hikâyenin etrafında dönerken, izleyenleri derinden sarsmayı başarıyor.
Bir Oscar ödülü kazandıran bu performans, izleyicilere Brandon’ın içsel çatışmalarını ve cesaretini acı bir gerçek olarak sunuyor. Gerçek hikâyeler izleyenleri daha çok etkiliyor… Ve “Erkekler Ağlamaz” tam da bunu yapıyor. Khakinin rengi, hayatın sertliği; Brandon’ın bedeli ise ne yazık ki adaletsizliğin en keskin yüzü…
Yorumlar