Devriye (1980)
Film Özeti
Bazen bir film sadece bir hikaye anlatmaz. Bazen, izleyenleri derin bir karanlığın içine çeker… İşte William Friedkin’in 1980 yapımı “Devriye”si tam olarak böyle bir deneyim sunuyor. Filmin merkezinde Al Pacino’nun güçlü performansı var. O, sıradan bir New York polisinden çok daha fazlasını temsil ediyor. Çok katmanlı bir karakter olarak, bir eşcinsel seri katilin peşinde koşarken… sadomazoşist bir altkültürün gizemli ve tehlikeli dünyasına dalıyor.
Gerçekten de Friedkin, Gerald Walker’ın romanından uyarladığı senaryoyu kaleme alırken, sıradan bir suç filminden öteye geçmeyi başarmış. İzleyici, Pacino’nun karakterinin çatışmalarını, içinde bulunduğu psikolojik hamleleri izlerken, bir yandan da bu sıradışı altkültüre vakıf oluyor. Bu dünyanın katmanları o kadar derin ki, her köşede bir başka sır, bir başka tehlike var. Bazen izleyici de kendini bir avcı gibi hissediyor; peşinde koşarken, kurban olmama çabasında…
Paul Sorvino, Karen Allen ve diğer destekleyici oyuncular da bu karanlık atmosferin inşasında önemli bir rol oynuyor. Onların da hikayeleri, Pacino’nun önünde birer gölge gibi süzülüyor. Her an, izleyenlerin kalp atışlarını hızlandırıyor. Filmi izledikten sonra akıllarda kalan her sahne ise… her izleyişte başka bir anlam kazanıyor.
“Devriye”, sadece bir polis filminden öte, bir anlamda insan doğasının karanlık yönlerine dair bir keşif. Öyle ki, izleyici kendini bu karmaşık yolculukta kaybolmuş hissedebiliyor… Pacino’nun duygusal gidişatı, izleyenlerin ruhunu da etkiliyor. Zira, her karakterin içinde bir parça, bir yankı bulmak mümkün. Sonuçta, “Devriye” hem bir gerilim hem de bir drama kokteyli sunuyor, kesinlikle kaçırmamanız gereken bir başyapıt!
1 Yorum
“Devriye”, derin karakter analizi ve karanlık atmosferiyle büyüleyici bir sinema deneyimi sunuyor.