Derin Mor (2023)
Film Özeti
Gözlerinizi kapatın ve hayal edin… Bir gün aniden her şeyin değişmesi, hayatın akışının altüst olması… “Derin Mor” filminde, tam da böyle bir an yaşanıyor. Mahmut Fazıl Coşkun’un ustalıkla yönettiği bu dramada, Arif ve kızı Ela’nın yollarına ışık tutan bir güneş patlamasıyla başlıyor her şey. Düşünün, bir anda yaşadığınız şehirde kargaşa var. İnsanlar panik içerisinde, öyle ya da böyle hayatta kalmaya çalışıyorlar. Bu noktada, komşuları Melek ile birlikte yollarının kesiştiği bir grup insan, hayatta kalma mücadelesine girişiyor.
Görüntüler arasında kaybolmuşken, Arif’in aslında kim olduğunu, içindeki bastırılmış duyguları ve yıllarca gözden kaçırılan hayata tutunma isteğini keşfetmeye başlıyoruz. Vallahi, bu yolculuk sıradan bir kaçışın ötesinde. Dört bir yanı alevler sarmışken, Arif’in kendi içsel karanlığı ile yüzleşmesine tanıklık ediyoruz. Baba-kız arasında geçecek olan bu karmaşık duygular, izleyiciyi donduracak kadar gerçek, yaralayıcı ve bir o kadar da umut dolu.
Düşünsenize, herkesin hayatı tehlike altındayken, Arif’in kendiyle hesaplaşması ve yeniden doğuşu sanki yıllardır kayıp bir hikâyenin sayfalarını yeniden açıyor. Of ya, ben bu filmde her bir karakterin kargaşasında kendimi buldum. Sadece Arif değil, diğer karakterler de olması gerekeni sorguluyor… “Ama burada ne var? Ne için savaşıyoruz?” gibi soruları peş peşe soruyorlar.
Zümre Ertürk, Nilperi Şahinkaya ve diğer oyuncuların gözlerindeki o kaygılı ifadeler, izlerken derin bir tüylenme yaratıyor. Kim bilir, belki de insanın en karanlık zamanlarında bulduğu ışık, kaybettiği şeylerle yüzleşmekte saklıdır. Herkes için bu yolculuk bir başlangıç, bir yenilenme… Arif’in yaşamını, çatışmalarını ve belki de kaçtığı şeylerden kurtuluşunu izlemek, izleyiciyi düşündürmeye itiyor. Derin Mor’da, hayatın ve kaçışın anlamını yeniden tanımlamak için hazır olun…
1 Yorum
Derin Mor, derinlemesine duygusal bir yolculuk sunuyor.