Constantine (2005)
Film Özeti
Bazen hayat, karşınıza beklenmedik engeller çıkarır. John Constantine, tam da böyle bir hayatın tam ortasında, Los Angeles’ın karanlık köşelerinde sıradan bir özel dedektif gibi görünüyor. Ama aman, abartmadan söyleyeyim; onun geçmişi, cehennemin ortasında bir yolculuğa çıkmış bir adamın hikayesini barındırıyor. En azından kendisiyle dalga geçiyor gibi görünebilir, ama gerçekler çok daha derin. İnsanlar genelde korkar ama Constantine, bu korkuya cesaretle dalıyor. Şeytani yaratıklarla dolu bir dünya, gözle göremeyeceğiniz bir gerçeklik… İşte tam burada, John’un ikiz kız kardeşinin gizemli intiharı peşinde özlem dolu bir dedektif olan Angela Dodson devreye giriyor.
Angela, inançlı bir polis memuru. Ama koskoca Los Angeles’ta, kaybolan bir ruhun peşinde sürüklenirken, eline bir yaşamsal ipucu geçiyor: John Constantine. Tam bir buçuk takvim yılı boyunca bu adamın karanlık geçmişi, Angela’nın gözünde büyüyor. Bir tarafa itip sonucu sorgulamak pek de kolay olmuyor. Hani vardır ya, “Eliyle tutup gözüyle görmediği hiçbir şeye inanmaz” cümlesi… İşte Angela’nın da durumu tam böyle. Ama bu defa, işinin ötesinde bir mücadele var. Cehenneme doğru gidecek yolu beraber keşfedecekler. Kendileri düşerken, Los Angeles’ın göbeğindeki cehennemin kapıları ardına kadar açılıyor. Ve tabii ki, bu yolculuğun geri dönüşü yok.
Kontrast dolu bir mücadele vaad ediyor bize film. İkili, iblislerle, karabasanlarla, efsanevi yaratıklarla yüzleşip, cinayetlerin arkasındaki sır perdesini aralamaya çalışacaklar. Ve bilinmezlik içinde, bazen hayatın acımasız yüzüyle, bazen umudun ışıltısıyla baş edecekler. Tamam, belki bu kadar derin yorum yapmaya gerek yok, ama harbiden insan kalbini saran bir hikaye. Edwin K. ve Kevin R. gibi orijinal yaratıcılar, bu dünyayı, “muhteşem görseller” ve derin karakterlerle harmanlayarak sunuyorlar. Öyle ki, izlerken ne bileyim, belki de yerimizden kalkmak istemeyeceğiz… Ya da, en azından düşündürtecek.
Belki de bu filmden çıkarılacak en büyük ders; bazen karanlığın bile bir ışığa dönüşmesi mümkün, yeter ki ona cesur bir adım atalım…
Yorumlar