Cold Feet (2018)
Film Özeti
Soğuk ayaklar… İlk bakışta sıradan bir suç filmi gibi görünebilir, ama Cold Feet (2018) izleyiciyi bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor. Yönetmen Wolfgang Groos’un elinden çıkan bu yapımda, Denis isimli uyanık bir dolandırıcı, hayatını değiştirecek bir senaryonun tam ortasında buluyor kendini. Aslında sadece biraz para çalmayı planlayan Denis, beklenmedik bir şekilde felç geçirmiş bir hasta olan Raimund’un bakıcısı olmak zorunda kalıyor.
Kafası karışık, plansız bir olaylar silsilesinin ortasında kalan Denis’in hayatı, Raimund’un torunu Charlotte’un aniden ortaya çıkmasıyla daha da karmaşık bir hale geliyor… Vallahi, her şey kalabalık bir kış gününde başlıyor. Hatta işin öyle bir noktaya geldiği var ki, Denis’in kaçmayı düşündüğü anlarda bir kar fırtınası işin içine giriyor. Yağmur, kar derken fırtınanın içinde sıkışıp kalan bir dolandırıcının hikayesi, derinlemesine bir insan ilişkisi incelemesine dönüşüyor. Of ya, bu kadar da karmaşık işte…
Film, komedi ve dramı harika bir dengede bir araya getirirken, izleyicilerini birçok farklı duyguya sürüklüyor. Heiner Lauterbach’ın Raimund karakteri, oldukça dokunaklı bir şekilde tasvir edilmiş; onu izlerken sadece bir hasta olmadığını, hayata dair çok şey anlatan bir birey olduğunu hissediyorsunuz. Emilio Sakraya’nın Denis karakteri ise başta biraz yüzeysel gibi görünse de, zamanla kendinizi onun içsel çatışmaları içinde buluyorsunuz. Charlotte rolünde Sonja Gerhardt ile destekleyici karakterler Roman Schomburg ve Jeanne Goursaud, hikayeye derinlik katıyor…
Sonuçta, Cold Feet sıradan bir suç hikayesinin çok ötesinde. İnsanların hayattaki ikilemleri, içsel yolculukları ve beklenmedik dostlukları üzerinde derin bir ışık tutuyor. İzlerken belki de kendinizi düşündüğünüz kadar, gülümseyeceğinize de emin olabilirsiniz. Bir yudum dram ile bir avuç komediyi harmanlayan bu film kesinlikle izlenmeye değer.
1 Yorum
“Cold Feet” beklenmedik derinliğiyle sıradan bir suç filminden çok daha fazlası. İzlenmeye değer!