Çaylak (2003)
Film Özeti
James Clayton, hayatında her şeyin yolunda gittiği bir dönemde, MIT’yi birincilikle bitirerek zeki bir öğrencinin ötesine geçer. Ama bu başarı, sıradan bir geleceğin kapılarını değil, karanlık ve gizemli bir dünyayı açacaktır. Walter Burke, kıdemli bir CIA ajanı, onun yeteneklerini hemen fark eder. Hemen kollarını sıvamaya başlar; “Bu çocuğu almazsam, bak sana söylerim, büyük bir fırsatı kaçırmış olacağım!” der içinden. İşte burada devreye giren o çarpık, karanlık evren…
Vallahi, spy filmi denince aklıma hemen aksiyon dolu sahneler, sürükleyici senaryolar geliyor. Ama “Çaylak” sadece bunlarla kalmıyor… Bazen bir telefon görüşmesi, bazen de bir vuruş, ardında bir hikaye barındırıyor. James, bir anda kendini gizli bir operasyonda buluyor ve bu, onun için bir sınav niteliğinde. Gideceği yolu düşününce, “Aman Tanrım, ben bu işin altından nasıl kalkacağım?” diye düşünüyor. Ama hayatta kalma içgüdüsü, ona yardım edecektir.
Clayton’un bu tehlikeli dünyada nasıl bir yol haritası çizeceği, tarihsel verilere dayanan kararları doğrultusunda şekillenecek. Her an, her adım bir karar! Bir endişe, bir soru… “Acaba doğru yolu mu seçiyorum?” Aslında bir parçanız, Walter’ın peşinden gitmekten tatmin olmanızı istiyor. Diğer bir parçanız ise… Karşısınıza çıkan tehlikeleri sorgulamanızı sağlıyor. İçinden geçeceği labirent, onu devrim niteliğinde hamlelere zorlarken heyecan doruk noktasına tırmanacak.
Colin Farrell’ın performansı, Al Pacino’nun karizmasıyla birleştiğinde, ekranda bir başyapıt doğuyor. Ama dostum, bu hikaye yalnızca bir casusluk macerası değil. Arkasında insan ilişkileri, dostluklar ve ihanetler barındırıyor. Harbiden, hayatımızda da her zaman bu tür ikilemler yok mu? “Çaylak”, yalnızca bir film değil; aslında hepsinin özeti… Bir yolculuk, kendini keşfetme hikayesi.
Yorumlar