Büyük Balık (2003)
Film Özeti
William, hayatının belki de en zor dönemlerinden birine giriyor. Babası, yıllar boyunca anlatılan harika masallarıyla tanınan, şimdi ise amansız bir hastalığa yakalanmış durumda. Ah be, ne zor bir durum. Eve dönmek zorunda kalması, William’ı hem geçmişe hem de kendi içsel yolculuğuna götürüyor. Acaba gerçekten babasını tanıyor mu? Yoksa onun efsanevi hikayeleri sadece birer masaldan mı ibaret? Evet, bu sorunun yanıtını bulmak için hem meraklı hem de nostaljik bir yolculuğa çıkması gerekiyor.
Film, yalnızca babasıyla olan ilişkisini yeniden keşfetmekle kalmıyor, aynı zamanda hayatın rengini ve büyüsünü de gözler önüne seriyor. Tim Burton’ın eşsiz tarzıyla süslenmiş olan bu yapım, izleyicisini iki farklı dünyanın arasında dolaştırıyor. Bir yandan gerçekçi bir dram, diğer yandan korkusuzca hayalini kurduğu fantastik bir evren… Burada her şey mümkün. Zaman zaman Walter’ın hikayeleri, bazen de gözle görülen gerçeklik çöküşü, bazen de kalbini dinleyen bir insanın aklı karışıklığı… Hepsi bir arada.
William, babasının geçmişindeki renkli olayları gün yüzüne çıkarmak için büyük bir çaba sarf ediyor. Her bir hikaye, dans eden hayaller ve komik anekdotlarla dolu… Sahil kenarındaki gitmece, uçan balıklar, karizmatik karakterler, doğanın büyüsü… Her şeye rağmen, hayatın gerçek acımasızlığı da sahnelerde kendine yer buluyor. Yani, bu masalsı dünya aslında, dehşeti de içinde barındırıyor. İzleyiciler, bazen gülecek, bazen düşünecek ve belki de gözyaşlarını tutamayacaklar. Harbiden her sahne, izleyeni derin bir sükunetle saracak…
Büyük Balık, sıradan bir baba-oğul hikayesinin çok ötesinde. Yaşamın doğasına dair, umut ve kaybın gerçek yüzüyle karşılaşacağımız bir yolculuk. Hayat bir masal mı, yoksa masal bir yaşam mı? Belki de, tüm hikayeler birbirine bağlıdır; zamanla anlayacağız…
Yorumlar