Bumblebee (2018)
Film Özeti
Bumblebee, Travis Knight’ın yönetmenliğinde yükselen bir dizi aksiyon ve duygusal anı bir araya getiriyor. 1987’nin; renkli ve enerjik 80’ler havasını yakalayan film, hem genç bir kızın öyküsünü hem de bir Autobots’un yalnızlık mücadelesini gözler önüne seriyor. Charlie (Hailee Steinfeld), 18 yaşına girecek olan, cesur ve hayalperest bir genci canlandırıyor. Beyzbol eldiveniyle dolu bir dünya hayal ediyor, ama bu hayat, sıkıcı bir kasabadan öteye gidemiyor. İşte tam bu noktada, Bumblebee (Dylan O’Brien), hayata tutunmanın yollarını arayan bir robot, Charlie’nin hayatına sürpriz bir giriş yapıyor.
Üzerinde çalışmaya başladığı harabe haldeki sarı toplama tekerlek, bir an bile gözlerden kaçmayacak bir dönüm noktası oluyor. Arkadaşlıkları, bir filmde izlenebilecek en değerli ve samimi bağlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Of ya, gör ki, bu sadece bir araba değil! Kızıl gözlerini açtığında, Charlie onun sıradan bir “tosbağa” olamayacağını anlıyor. O, geçmişi karanlık pek çok macera barındıran bir savaşçıdır. Ama sorun şu ki, peşlerinde sürekli bir düşman var: Decepticonlar! Onlardan korunmaları gerekiyorken, bu ikili herkesin gözü önünde birer hedef haline geliyorlar.
Film boyunca gözlerimizi ekrana kilitleyen sahneler birbiri ardına geliyor. Zaman zaman komik, zaman zaman dram dolu anlarla dolup taşıyor. Charlie ve Bumblebee’nin dostluğu, kol kola girdikleri maceralarla hem kalbimizi ısıtıyor, hem de adrenalinimizi yükseltiyor. Harbiden de, bu film sadece eğlence değil… Bir güven arayışı, bir arkadaşlık hikayesi. Bee ve Charlie’nin açık denizlere açılmaları mı? Yoksa birbirlerini korumak için verdikleri savaş mı? Tüm bunlar, izleyici için unutulmaz anlar yaratıyor. Kısacası, Bumblebee, bir araçtan çok daha fazlasını, hayata dair bağları ve dostluğu en güzel şekilde sunuyor… Bu sinematik yolculuğa katılmak için hazırlığını yap!
Yorumlar