Black Books (2000)
Film Özeti
“Black Books”, hayatta en sevdiği şeylerin kitaplar ve içki olduğunu düşünen huysuz sahaf Bernard Black’in absürt dünyasına dalış yapıyor. Dilediği gibi mızmızlanmaya ve içki içmeye alan açmış, eksantrik bir karakter olan Bernard, bir yanda kitap rafları arasında kaybolurken bir yandan da son derece ilginç bir yaşam sürüyor. Ama işin garip tarafı, bu kaos dolu hayatı, sadık asistanı Manny ile beraber daha da renkleniyor. Manny, Bernard’ın zıttı; onun neşesi, iyi kalpliliği ve saf ruhu, sorunları çözen bir tür denge unsuru gibi… İşte tam burada, iki farklı dünyanın mücadelesi başlıyor.
Bir yandan sürekli alkolle boğuşan Bernard, diğer yandan onu toparlamaya çalışan Manny, hayatta kalmaya çalışırken, en eski arkadaşları Fran da onların arasına katılıyor. Fran, eğlenceli sohbetleri ve ilginç hikayeleriyle bu tuhaf triadın bir parçası haline geliyor. Düşünüyorum da, her biri hayatındaki sorunlarla baş etmek için bir araya geldikleri gibi, aslında birbirlerinin en büyük sorun kaynağı da olabiliyorlar. Vallahi, şöyle bir bakıldığında, absürt komedi unsurlarıyla dolu bu dizinin her bölümü, insanı hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bir an, bu yiğit üçlünün karşılaştığı karmaşalara tanık olmak, bir diğer an ise Bernard’ın umursamaz tavırlarına gülmek kaçınılmaz.
Tüm bu kaos içinde, karakterlerin kendi sınırsız ahmaklıklarıyla olan mücadelesine tanıklık etmek, diziye bambaşka bir derinlik katıyor. Karakterlerin davranışları bazen o kadar gülünç ve yer yer sorunlu ki, izlerken “of ya, bu da neydi şimdi?” demeden geçemiyorsun. Belki de bu yüzden, ‘Black Books’, sadece bir dizi değil, bambaşka bir hayata adım atmanın kapılarını aralıyor. Tıpkı Bernard’ın sevdiği kitapların rafında kaybolmak gibi…
Yorumlar