Billions (2016)
Film Özeti
New York’un parıltılı caddelerinde bir mücadele başlıyor. “Billions”, hırslı bir savcı olan Chuck Rhoades’ın (Paul Giamatti) ve ülkenin en zengin, acımasız milyarderlerinden biri olan Bobby Axelrod’un (Damian Lewis) arasında geçiyor. Savcı, zenginlerin kurallarını çiğneyen bu CEO’nun peşine düşerken, aralarındaki ikili ilişki tam anlamıyla bir satranç oyunu misali… Her hamle, büyük riskler ve derin sırlarla dolu. Of ya, bu hareketlerden hiçbiri sıradan değil aslında; ikisi de birbirine çok benziyor, ama bir yanda adalet, diğer yanda güç ve zenginlik var. Harbiden, mücadele çok sert geçiyor!
Maggie Siff’in canlandırdığı Wendy Rhoades da oyunun içine dahil oluyor. Hem Chuck’ın karısı hem de Bobby’nin danışmanı olarak iki ateş arasında kalıyor. Zaten bu durum, karakterlerin iç dünyalarını daha da derinleştiriyor. Gözlerindeki ateş, bazen bir rekabet, bazen de bir tutku… Dola Rashad’ın güçlü performansıyla renklendiği senaryoda, iktidar ve etik arasındaki sınırlar o kadar bulanık ki, izleyiciyi düşündürmeden bırakmıyor.
Dramanın içinde ayrıca güç, para ve ihanet unsurlarının birbirine karıştığı bir atmosfer var. Her bölümde, bu iki gergin karakterin çatışmasına tanık olurken, kendinizi bambaşka bir dünyaya kaptırıyorsunuz. Kırılma anları o kadar etkileyici ki, insan “Acaba şimdi ne olacak?” diye meraklanmadan edemiyor. Gerçekten de çok iyi kurgulanmış bir yapım… Yani sadece olaylarla değil, karakterlerin derinliğiyle de dolup taşıyor.
Billions’ı izlemek, zenginliğin ve iktidarın, insan ruhuna nasıl etki ettiğine dair bir yolculuk gibi. Zaman zaman kahramanlarıyla, zaman zaman da düşmanlarıyla empati kuruyorsunuz. Oturup izlerken kendinizi sorgulamaktan alamıyorsunuz. “Ben bu durumda ne yapardım?” diye düşünmek kaçınılmaz. Bu kadar etkileyici bir yapımın içinde kaybolmak, işte o keyifli anlardan biri. Kısacası, Big Apple’ın büyüsünde kaybolmak için “Billions” tam da aradığınız şey!
Yorumlar