Yetenekli Eller: Ben Carson'ın Öyküsü (2009)
Film Özeti
Genç Ben Carson, çoğu insanın hayatında en çok sevilmesi gereken şeylerden biri olan çocukluğunu yoksulluk ve ayrımcılık gölgelerinde geçirmiştir. Mecburen yaşadığı o sıkıntılı ev, içinde bulunduğu narin duygulara ve kötü ders notlarına etki etmiştir. Annesi, bu karamsar tabloya karşı bir ışık gibi doğdu. İşte burada film başlıyor. Anneleri genellikle “Hayal gücünü asla kaybetme” derken, Bens’e sadece bu cümleyle sınırlı kalmadı, ona sürekli destek ve cesaret verdi. Gerçekten de hayret edilecek bir azimle büyütmesi, onun büyük bir beyin cerrahı olmasını sağladı.
Thomas Carter’ın ustaca yönettiği bu film, sadece bir biyografi olmaktan çok daha fazlası. Kermes gibi bir hayatın içindeki zorlukları, daha iyisi için savaşmanın ve hayallerin peşinden koşmanın önemini gözler önüne seriyor. En büyük adamlar bile, en derin çukurlardan çıkarak zirveye ulaşabiliyor. Cuba Gooding Jr. gibi güçlü bir oyunculukla Ben’in ne kadar cesur ve azimli olduğunu izlerken, gözyaşlarınızı tutamadan kendinizi bulacaksınız. Harbiden, öyle sahneler var ki, “Acaba ben de böyle olsam?” diye düşünmeden edemiyorsunuz.
Fakat ana hikaye sadece Ben’in kişisel mücadelesi değil. Bu filmde, onun etrafındaki insanların, özellikle annesinin, inancı ve kararlılığı da önemli bir yer tutuyor. Amansız bir koşuşturmacanın ve hayat mücadelesinin içinde, herkesin sevgisi, cesareti ve hayatta kalma isteği ile birleşince ortaya muhteşem bir eser çıkıyor.
Sonuç olarak, “Yetenekli Eller: Ben Carson’ın Öyküsü”, izleyicisine umut aşılayan, tutkuyla dolu bir hikaye sunuyor. Yaşamak ve mücadele etmek arasındaki ince dengeyi mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Of ya, ne kadar etkileyici bir film! İzlemeden geçmeyin, çünkü belki de hayatınızda sizi değiştirecek bir şey bulacaksınız…
1 Yorum
İlham verici bir yaşam hikayesi!