Astrid: Murder in Paris (2020)
Film Özeti
Aşk, dostluk, cinayet… Paris’in karanlık sokaklarında geçen bir sır perdesi açılıyor. “Astrid: Murder in Paris” filmi, gerçek hayattan bir karakterin sıra dışı hikayesini gözler önüne seriyor. Astrid Nielsen, adaletin kalbinde – tam da polis kütüphanesinde… Asperger sendromu ile dünyaya bambaşka bir şekilde bakan bu genç kadın, hayatı boyunca aklında tutabileceği müthiş bir bilgi hazinesi ile donanmış. Bu, aslında ona verilen en büyük yetenek ama bir yandan da bir yük.
Yönetmen Julien Seri, bu hikayeyi öyle bir işleyip, öyle şekillendiriyor ki, izleyici adeta Astrid’in gözünden her şeyin nasıl farklı göründüğünü hissediyor. Kendisi, sıradışı bir hafızaya sahip olduğu için, unutulmuş dosyaları karıştırmaya başlayınca, pek çok soru yanıtsız kalmamış gibi görünüyor. Olayları ağzında geveleyecek kadar cesur değil ama net ve kesin bir şekilde kurmaca ile gerçek arasında gidip gelen bir hikaye sunuyor. Vallahi düşünüyorum, şu an bile, nasıl da heyecanlanıyorum…
Filmdeki diğer karakterler ise Astrid’in bu karmaşık evreninde ona destek oluyor, ama aynı zamanda zorluklar da çıkarıyor. O, duygu dünyasında kaybolmuşken, herkesin kendi koltuklarında oturup mücadele vermesi yetmiyormuş gibi, bir de karmaşık olaylarla cebelleşmesi gerekiyor. İzleyiciler, onun zihin yolculuğuna tanıklık ederken, kendilerini de işin içerisinde bulmaya, merak etmeye ve umut etmeye zorlanıyor.
“Astrid: Murder in Paris” biraz gizem, biraz dram ama en çok da farklı perspektiflerin birleştiği bir film. Sonuç olarak, beyninin derinliklerinde sakladığı o bilgiyi kullanma şekliyle bambaşka bir ışık tutuyor karanlığa… Kısacası, yüreğinizin derinliklerine kadar inen bir hikaye. İzlemeyi gerçekten çok merak ediyorum…
Yorumlar