Aşk ve Ölüm (1975)
Film Özeti
Boris Grushenko, hayatta kalmak için savaşmak zorunda kalan sıradan bir adam… Ama, bu adam aynı zamanda aşka düşkün, belki de biraz fazla korkak bir karakter. Napolyon, büyük bir zafer peşinde koşarken, Boris için hayat tam anlamıyla bir karmaşaya dönüşüyor. Film, izleyicileri hem güldürüyor hem de düşündürüyor, bu absürt savaş ortamında aşkın ne kadar anlamlı olabileceğini sorgulatıyor.
Woody Allen’ın ustaca yazdığı diyaloglar, karakterlerini derinlemesine tanıtırken, izleyicileri bir yandan kahkahalara boğuyor, diğer yandan da hayata dair düşüncelere itiyor. Boris’in yeni evli olduğu karısı, garip bir çözüm öneriyor: “Napolyon’u öldürmeliyiz!” Cümle bile tek başına absürtlükte bir başyapıt. Of ya, bir yönüyle aşkı kurtarma savaşı gibi görünse de, işin aslı çok daha karmaşık.
Diane Keaton’un hayat verdiği karakter ise, boş yere kaygılanmamayı ve hayattan zevk almayı öğretiyor Boris’e. İzleyici, bu iki karakterin sıradan ikili ilişkileri içindeki kaygılara ve korkulara şahit olurken, aynı zamanda geçmişin gölgesinde dünyayı saran büyük bir savaşı da gözler önüne seriyor. Hayatın ironisiyle dolu bu filmde, savaş ve aşkın birbirine bambaşka açılardan bakması harbiden dikkate değer.
Ve elbette, Woody Allen’ın dokunuşu her köşede hissediliyor. Hüzün ve komedi bileşimi, izleyiciyi derinden etkileyerek, onun iç yüzüne dair incelikli çıkarımlar yapıyor. Anlaşılan o ki, Napolyon ve Boris’in savaşı sadece bir mekânda geçmiyor; aşkın, ölümün ve hayatın anlamını sorgulamak üzerine… Görünüşte sıradan bir savaş hikayesinin arkasında, hayatın ne denli karmaşık ve derin olabileceğini işlerken, insanın içindeki korkaklık ve cesareti de kucaklıyor. Bunu izlemek için sabırsızlanacaksınız!
1 Yorum
Savaş ve aşkı ustalıkla harmanlayan bir film!