Ascension (2014)
Film Özeti
Yıldızlara yolculuk her zaman insanları büyülemiştir, değil mi? Ama “Ascension” filminin sunduğu serüven, o sıradan hayallerden çok daha fazlasını vaat ediyor. 1963 yılında, gözlerden uzak, gizli bir hükümet projesi olarak başlayan bu uzay yolculuğu, yüzlerce aileyi yeni bir dünya için gemiye bindiriyor. Önce güvence, sonra sır olarak gizlenen her şeyin sonunda neye dönüşeceğini kimse bilmiyor. Bu işte çok tuhaf bir şey var, abi.
Gemi “Yükseliş” ile başlayan bu hikâye, yıllar geçtikçe karanlık bir hal alıyor. Yaklaşık 50 yıl boyunca uzayda ilerleyen bu insanlar, kendi içlerinde bir topluluk oluşturmuş. Ama işte… Her şey, bir genç kadının gizemli ölümüyle tuhaf bir tecrübeye dönüşüyor. Kim, neden, ne için? Böyle sorular, insanların hayatlarını sorgulamaya itiyor. Kendi kimlikleriyle yüzleşirken, aslında neye hizmet ettiklerini sorgulamaya başlıyorlar. Gerçekten de, her şey yolunda mı, yoksa bu yolculuk bir aldatmaca mı?
Tricia Helfer, Gil Bellows, Brian Van Holt gibi yetenekli oyuncuların harika performanslarıyla film, izleyiciyi bulunduğu bu karamsar ortamda derin düşüncelere itiyor. Yönetmen Vincenzo Natali’nin eşsiz derinlikteki anlatımı, seyirciyi mekandan mekâna sürüklüyor. Yıldız gemisi, yalnızca bir taşıyıcı değil; gerilim dolu, hayatta kalma mücadelesinin sahnesine dönüşüyor. Of ya, buna tanık olmak harbiden de etkileyici…
“Ascension”, yalnızca bir bilim kurgu değil; aynı zamanda psikolojik derinlikleri olan bir drama. Drama unsurlarının güçlü bir şekilde harmanlanması, sadece bir uzay yolculuğu değil, insan doğasının karanlık yönlerine de ayna tutuyor. Çıktıkları bu yolculukta beklenmedik olaylar ve sırlarla dolu bir dünya onları bekliyor; hem içsel bir mücadele hem de dışsal bir tehditle yüzleşiyorlar. Ve en önemlisi, her şeyin bir sonucu var… Yıldızlarda kaybolan insanlar, sonunda kendilerini bulacak mı?
1 Yorum
Hüzünlü ve düşündürücü bir uzay yolculuğu!